Sevgili arkadaşlar;
Uzun zamandır ne siteye girebildim ne de bir kaç satır yazabildim.
Bilindiği üzere Türkiye Yelken Federasyonu’nun 2008 yılı Faaliyet Programı’nda yer alan TMOK 100.Yıl Kupası 28 - 31 Ağustos 2008 tarihleri arasında Samsun, Amasra / Bartın, Tekirdağ, Karşıyaka/İzmir ve İskenderun/Hatay olmak üzere toplam 5 bölgede ve Optimist, Laser Radial ve Laser 4.7 sınıflarına açık olarak yapıldı.. Ancak ben İskenderun’dan katıldım misafir hakem olarak. J
Çarşamba günü Adana İl Temsilcisi Sevgili Nejat Baykurt; “Göksel nerelerdesin, neler yapıyorsun..? Biz İskenderun’dayız ve yarışımız var…” diye aradı..
Haberin güzelliğine bakın. Ben de hafta sonu orada olacağımı ve eğer uygun olursa izlemek istediğimi belirttim. Bunun üzerine Yarışın baş hakemi sevgili Emrah aradı ve “Göksel abi, eksiğimiz var, katılırsan sevinirim…” dedi. Elbette katılırım.. Hazır yarış yakınındayım ve verilecek her göreve hazırım dedim. 1 Nolu şamandıra da Adana İl temsilcisi Nejatla birlikte görev aldık.
İlk gün hava 240 dereceden 2-4 knot civarı esmekle birlikte zaman zaman 10 derece driseler verdi.
Ertesi günü yani cumartesi günü yine zamanında start alanındaydık ve parkur çok seri ve aksamadan kuruldu. 2. Gün hava yine 240 dereceden fakat 3-6 knot arasında eserken zaman zaman 250 derecelere drise etti. Ve bu gün de tüm sınıflara 3 yarış yapılması ile toplamda 6 tam yarışı sağ selamet bitirmiştik.
Ve 3. Gün, yani Pazar günü sabah saat 09:00 da kulüpteydik ancak hava anlaşılan o ki akşamdan bizi bekler olmuştu zira baya sıkı esiyordu..
Ancak denize çıkıp parkuru neta ettiğimizde o havadan eser kalmamıştı. Zaman zaman sağnaklarla yokluyor ancak sonra ciddi anlamda düşüyordu. Buna rağmen lazer 4,7 ve Radial sınıflarında 2 tam, optimist sınıfında ise 2 kısa rotayla şampiyonayı sağ salim tamamlamıştık.
Başta ev sahibi kulüp olan İskenderun Yelken, Adana Yelken, Mersin Yelken, Alanya Yelken, Burdur Yelken ve Eğirdir Yelken kulüplerinin katılımıyla gerçekleşen şenlik havasındaki bu yarışlarda görev aldığım için çok mutlu oldum. Antalya bölgesinden katılması beklenen Muratpaşa, Antalya ve Kemer yelken kulüplerinin de aramızda olmasını çok arzu ederdik ancak nedendir bilinmez katılmadılar. Oysa bölge şampiyonaları bölgeleri oluşturan kulüplerle çoğalır.
İnanın uzun zamandır bu kadar güzel bir ödül töreni yaşamamıştım. Törenlere olan ilgisizliğe, tören esnasında insanların konuşmalarına, lakaytlığına o kadar alışmışız ki İskenderun’da ki bu tören çok hoşuma gitti. Sahneye her çağrılan çocuk, her sporcu diğer sporcuların, velilerin, antrenör ve idarecilerin alkışlarıyla ve tezahüratlarıyla sahneye geliyordu.
Hatay İl Temsilcisi Sevgili Meriç Özkaya, İskenderun Yelken İhtisas Kulübü yöneticileri ve bu yarışlarda gerek teknik gerekse lojistik anlamda yardımcı olan kulüp çalışanları bu yarışlara o kadar güzel hazırlanmışlardı ki yarışlar boyunca en ufak bir aksaklık yaşanmadı.
Bu organizasyonda emeği geçen, gerek hakemler gerek kulüp yöneticileri ve gerekse sporcu çocuklarımızın konaklamasından beslenmelerine, ulaşım ve diğer tüm ihtiyaçlarının karşılanmasına kadar emekleri geçen her yelken sevdalısına, yarış kurulu başkanından sekreterya dahil tüm şamandıra botlarındaki görevli arkadaşlarıma, kurtarma botlarına ve yarışan sporcu çocuklarımızın yetiştirilmelerinde ciddi emekleri geçen antrenör arkadaşlara ve çocuklarını bizlere emanet eden bu çocukları eğitip emek veren anne ve babalara içten teşekkürlerimi sunarım.
Tabii bu arada İskenderun Yelken Kulübü Restoranı ve çalışanlarını da unutmuyorum, zira 3 gece boyunca masalarımıza gösterdikleri ilgiyle çok lezzetli yemekler sundular bize.
Teşekkürler İskenderun Yelken .
Sevgili Arkadaşlar;
Aşağıdaki anı Osman Emin Demir'e aittir. Sayfada yayımlanmasını istediği için yazıyı bana göndermiş ben de elimden geldiğince yayınlamaya çalıştım. Üstte her ne kadar yazar Göksel Günay olarak görünse de yazının sonunda Osman abinin ismi vardır.
Bilgilerinize...
Sevgili Dostlar;
Bilindiği gibi Pirat, 5 m boyunda, 1,61 m eninde çift kişilik (center boat) denilen hareketli salmalı bir yelkenli teknedir. Ben yelkene bu tekne ile başladım. Ardından kısa bir müddet Snipe ve epeyce Dragon'da devam ettim. 1998'de saygıdeğer ağabeyim Reşat Uca'nın teknik desteği (planları ve sınıf kurallarını vererek) yine eski piratçıların ( Orhan Özeray, Ahmet Serim vb.unuttuklarım beni affetsinler) maddi manevi katkılarıyla, İzmit Yelken Kulübü'nün de gösterdiği büyük arzu ile, rahmetli Sabri Yalım'ın başkanlığında Pirat Birliği yeniden kuruldu. Önce Hüseyin Çoban'ın inşa ettiği kontrplak, akabinde İstanbul Yelken'in bünyesinde oluşan bir ekibin önderliğinde ( sanırım ilk yaptıran da Nihat Yenel'di ) fiber Piratlar peş peşe suya inmeye başlamıştı. 2002 yılında sadece İstanbul'da sayı yirmiyi geçmiş ve kontrplaklar demode olmaya başlamıştı bile. 2002 Aralık ayı ile, 2003 Mart ayına kadar dokuz hafta sonu 18 yarış için planlanan KIŞ TROFESİNE 16 kayıt verilmişti. En az katılımda bile on tekneden aşağı start verilmeyen bu yarışlarda birkaç vefakar hakem arkadaşla birlikte bila bedel Başhakemlik yapan Aydın Ulutaş ekibinin özverilerini unutmak da mümkün değildir. İşte bu yarışlardan Ocak ayında yapılanlardan birindeyiz. Ben ve ekibim çok hafif ( 2 - 3 knot' ı geçmez ) bir havada orsa seyrindeyiz. Daha iyi gitsin diye ıskotaları kitledik rüzgar altına uzandık. Yeke uzatmasının ucu elimde ileriyi gözlüyorum. Sanki sağnak gelir gibi oldu, yerimden doğruldum. Evet hafif bir sağnak gelir gibiydi. Acele etmenin bir manası yoktu. Flokçuma bir şey söylemeye gerek görmedim. Rüzgar üstüne geçersem ağırlığım bu sağnağı karşılamaya yeter diye düşündüm. Rüzgarüstüne oturduğumda ise pek de öyle olmadığını fark ettim. Flokçuma seslenerek rüzgar üstüne geçmesini söylerken içeri uzanarak ıskotanın ucunu yakalayıp kilitten kurtarmak için eğildim. Sağnak umduğumdan kuvvetli idi ve tekneyi rüzgar üstüne çekerken yatırmaya da başlamıştı. Niyetim ana yelkeni laçkalayarak batma riskini bertaraf etmekti. Ama geç kalmıştım. Ne olduğunu anlamadan kendimizi denizde bulmuştuk. Kendine çok güvenir misin, al başına belayı. Kış ortasında ve sakin havada batmıştık. O vakit İstanbul İl Temsilcisi olan ve büyük desteğini gördüğümüz rahmetli Mustafa Özer ve genç bir antrenör arkadaşın yardımı ile şişme bota alındık. İçi su dolan dry süitlerimizi çıkardık. O kadar kendime güvenmişim ki, içimde mayo bile yok. Flokçum acemi olduğundan ve çok korktuğu için ona sen dur diyerek donla yeniden suya atladım.Tekneyi düzelttim, içine girdim. Yerinden çıkan dümeni takmak üzere kıç güverteye yüzü koyun uzandım. Teknenin suyunu selflerden boşaltırım düşüncesi ile yol yapmak niyetindeyim. Bu arada bir şeyi daha yaşayarak öğrendim: Bilirsiniz iğnecikler şaşı monte edilir. Yani önce alt yuvaya oturur, 1 - 2 cm sonra da üst iğnecikler birbirini ağızlar. Bunu kim takmışsa alt ve üst iğnecikler aynı hizada birbirlerini ağızlıyordu ve ben uzun uğraşılara rağmen; içi ağzına kadar su dolu teknede bir o yana bir bu yana yalpalarken bir türlü dümeni takamıyordum. Bu arada Mustafa bey ve yardımcı arkadaşlar baş ipimi şişme bota bağlamışlardı. Bu beyhude uğraşımı seyreden Mustafa beyin sesi kulağıma geldi:
- Gaz ver de çekelim kıyıya, adam donacak yahu !
Ve ben ıslak güvertenin üzerinden kayarak tekrar soğuk sularla kucaklaştım.
Neyse, kollarımdan çekip beni de bota aldılar. Tekneyi de beni de karaya ulaştırdılar. Arabasına koyup Piratı çektiğimizde pilim bitmişti ama hiç üşümemiştim.
Meğer asıl üşümeyi karada yaşayacakmışım. Doğru dürüst akan sıcak su yok. Sıcak duştan ümidi kesip kalorifer radyatörleri ile sarmaş dolaş oluyorum ama nafile. Titremekten arabamın bagajına kadar gidip kuru elbiselerimi bile alamıyorum. Yarışları bitiren Aydın yetişip anahtarı aldı da elbiselerimi arabadan getirdiydi.
Bu yarışların bence bir başka özelliği de uyguladığımız puanlama idi. 18 olarak planlanan yarışların 15'i yapılmış ve katılanlarca çok keyifli anlar yaşatmıştı. Merak eden olursa çok orijinal olan ve katılımı arttırıcı etki yaptığına inandığım bu puanlamayı da ileride anlatırım.
Sevgilerimle...
Osman Emin DEMİR